Daha önce bir dergide yayınlanan röportajımı sizlerle paylaşıyorum.
1) Mobil TV servisi ile neler yapılabilecek?
Öncelikli olarak Mobil TV’nin geçmişine bakmak lazım. Cep telefonundan televizyon izleme fikri şu aralar daha bir popüler hal almasına rağmen aslında çok daha önceki yıllarda bu ürünler ile ilgili çalışmalar başlanmış, hatta dünyada ve ülkemizde de çeşitli denemelerine rastlamıştık. Ancak gerek altyapının yetersizliği, gerek son kullanıcının beklentilerinin net olarak anlaşılmamış olması bu ürünlerin ölü doğmasına sebep olmuştur.
Günümüzde ise hem geçmişten alınan tecrübelerle, hem de teknolojideki gelişmelerle daha kullanıma uygun ürünler piyasaya çıkmaya başladı.
Aslında Mobil TV kavramını ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi Cep Telefonu şebekeleri üzerinden unicast dediğimiz yöntemle yapılan yayın, diğeri ise DVB-H, S-DMB gibi yöntemler kullanılarak herhangi bir mobil cihaza yapılan dijital yayın.
Mobil TV, ilk gündeme geldiğinde, cep telefonu operatörlerinin altyapılarını kullanarak yayın yapılması üzerine yoğunlaşılmıştı. Ardından gelişen teknoloji sayesinde artık Dijital Alıcıların boyutları ve vericilerin güçleri geliştikçe mobil cihazlara direk uydu veya karasal vericilerden de yayın yapmak mümkün hale geldi.
Tabi dijital yayın dediğimiz zaman, akla etkileşimli yayıncılık, gelişmiş program rehberi gibi birçok destekleyici ürün akla geliyor. Bu nedenle Dijital Yayın kapsamında normal televizyonlarda neler yapılabiliyorsa, Mobil TV ürünlerinde de verilebilecek hale geliyor. Mobil TV’lerin normal televizyonlara göre en önemli avatajı kişiye özel olması. Bu sayede özellikle reklam ve pazarlama için çok önemli bir mecra haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Şu anda lanse edilen veya pilot çalışmaları yapılan bu tip teknolojiler PVR (Kişisel Video Kaydedici), program etiketleme, elektronik rehber, Interaktif servisler, İzle ve Öde gibi birçok gelişmiş dijital yayıncılık ürünlerini de içermektedir.
2) Mobil TV için tercih edilen formatlar neler? Hangi yollardan erişim sağlanacak?
Az önce bahsettiğimiz gibi Mobil TV kavramını iki farklı ürün olarak değerlendirmek gerekiyor.
Şu anda birçok aboneye ulaşmış, özellikle 3G şebekelerinin gelişmesi sayesinde yaygın olarak kullanılan Mobil Operatörlerin altyapısı üzerinden yapılan unicast yayınlar da Mobil TV kapsamına girmektedir. Ancak bu ürünlerde hem operatörler için, hem de son kullanıcı için birçok sorun bulunmakta ve bu nedenle de beklendiği kadar popüler olamamaktadır. En önemli sorun izleyen abone sayısı arttıkça servis kalitesinde düşüşler meydana gelmekte ve operatörler içinde ciddi maliyetler yaratmaktadır. Özellikle yoğun cep telefonu kullanımı olan bölgelerde yayınlar sürekli kesintiye uğramakta ve bant genişliği sıkıntısı sebebiyle de yüksek çözünürlüklü bir yayın yapmak mümkün olmamaktadır.
Bu nedenle bu yöntem ile yapılan televizyon yayıncılığı normal televizyon yayınlarına bir alternatif oluşturmak yerine tamamlayızı bir unsur olarak konumlanmaya başlamıştır.
Yapılan araştırmalar da, EDGE ve 3G üzerinden yapılan yayınların kullanıcılar tarafından ortalama 5 dakika süreyle izlendiği ve genelde haber, spor içerikleri ve hava durumu gibi kısa içeriklerin tercih edildiği görülmüştür. Diğer önemli bir tesbit, kullanıcıların popüler kanallar yerine mobil için özel hazırlanmış marka olmayan içeriklere yöneldiği olmuştur.
Mobil TV denince akla gelen diğer yöntem ise DVB-H (Digital Video Broadcasting – Handheld) veya DMB (Digital Multimedia Broadcasting) gibi yöntemlerle Mobil cihazlara dijital yayın yapılmasıdır. DVB-H veya DMB üzerinden yapılan yayınlarda görüntü kalitesi hem daha yüksektir, hem de kesinti yaşanma ihtimali çok daha düşüktür.Şu anda Dünyanın birçok yerinde bu tip yayınların pilot testleri yapılmaktadır, hatta Kore, İtalya, Almanya gibi ülkelerde geçtiğimiz aylarda lansmanları yapılmıştır. Özellikle Kore hem bu teknolojide öncü olması, hem de pazarın kabullenme sürecinin hızlı olması açısından çok önemli bir örnektir. Kore, Mobil TV yayını için S-DMB ve T-DMB standartlarını seçmiştir ve 2005 yılı içerisinde de satışa hazır ürünler haline getirmiştir. Halen S-DMB yayınları SK-Telekom ve TUMedia ortaklığı ile ücretli olarak müşterilere ulaştırılmaktadır ve 7 TV kanalı ile 20 adet Radyo kanalını içermektedir. T-DMB yayınları ise tamamen ücretsiz olarak kullanıcılara ulaşmaktadır ve 7 TV kanalı ile 13 Radyo kanalına sahiptir.
DVB-H veya DMB yayınlarının halen test aşamasında olmasının ve çok az ülkede kullanıma açılmasının birçok sebebi bulunmaktadır. Özellikle mevcut televizyon kanallarının kullandığı frekansların kullanılacak olması bu tarz yayınlar yapmak için boş frekans bulmak açısından büyük sorun yaratmaktadır ve birçok ülke bu sıkıntıyı aşmak için çalışmalar yapmaktadır. Diğer bir sorun ise ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olmasıdır. Bu tip bir yayın yapmak için lisans alan firmaların ciddi sayıda DVB-H verici yatırımı yapması gerekmektedir. Mobil Cihazlara yayın yapmaktaki zorluk bu cihazların metro, otoyol gibi her ortamda kullanılıyor olmasıdır.
3) Türkiye'de mobil TV ile ilgili operatör ve üreticilerin çalışmaları ne aşamada? Henüz 3.neslin gelmemiş olmasına rağmen GPRS ve EDGE şebekeleri üzerinden mobil tv yayını yapan firmalar var, bunlara örnek gösterebilirsiniz? Türkiye'ye mobil TV tam anlamıyla ne zaman gelir?
Türkiye’de de Mobil TV aslında çok yeni bir kavram değil. Yıllar öncesinden GSM Operatörleri benzeri servisleri hatta ücretsiz olarak vermeye başlamışlardır. Ancak altyapının yeterli olmaması nedeniyle beklenen verim alınamamıştır. Şu anda da operatörlerin EDGE yatırımlarını geliştirmeleri sayesinde bu tip servisler piyasaya çıkmaya başladır fakat bu ürünlerin çok fazla yaygınlaşacağını ve çok büyük gelirler elde edileceğini düşünmüyoruz. 3G Lisanslarının verilmesi ve 3G altyapı yatırımlarının tamamlanması sonrasında belki biraz daha bu tarafta hareketlenme yaşanabilir gibi gözüküyor ancak bunun da çok kısa vadede gerçekleşeceğini düşünmüyoruz.
Aslında Mobil TV’nin yaygınlaşması biraz da 3G ve Karasal Dijital Yayıncılık lisanslarının verilmesi sonrasında ciddi bir ivme kazanacak gibi gözüküyor. Özellikle DVB-H için gerekli frekans ayırımı yapılabilirse gerçekten Türk izleyicisini tatmin edebilecek seviyede bir Mobil TV ürününden bahsedebilecek düzeye gelebiliriz.
5) Mobil TV'nin hayata geçmesine olanak sağlayan DVB-H teknolojisini destekleyen avuçiçi cihaz sayısı dünyada ve Türkiye'de nedir?
Genelde DVB-H uyumlu Mobil Cihazlar, DVB-H altyapısı kurulduktan sonra pazara girmeye başlıyor. Bunun en önemli nedeni özellikle yurtdışında bu cihazların Operatörler tarafından verilmesi ve Operatörlerin de seçtikleri Şartlı Erişim sistemlerini destekleyen telefonları pazara sokuyor olması. Mobil TV yayınını almak için DVB-H cihazı almak yeterli olmamaktadır. Aynı zamanda bu cihazın, yayın yapan Operatör tarafından da destekleniyor olması gerekmektedir.
Bunun sonucunda şu anda Türkiye pazarında DVB-H teknolojisini destekleyen ürünler halen satılmamaktadır.
Dünyada da yine aynı sebepten ötürü, şu anda DVB-H uyumlu cihazlar sadece bu servisin pazara çıktığı Italya’da ciddi bir sayıya ulaşmış gibi gözüküyor. Italya’da satılan DVB-H uyumlu cihaz sayısının 2006 sonunda 500.000 civarında olacağı tahmin ediliyor.
6) DVB-H teknolojisi tamamen yeni kurulacak şebekeler üzerinde çalışıyor ve bu yayınları almak için yeni cep telefonlarına ihtiyaç var. Yorumunuz?
DVB-H teknolojisinin ilk yatırım maliyetleri, özellikle vericiler tarafında oldukça yüksek. Ancak bu her yeni yayın teknolojisi için geçerli. Yatırımdan sonrasına baktığınızda ise GSM Şebekelerine göre çok daha hesaplı ve sorunsuz bir yayın yöntemi. Tabi bu ürünün yaygınlaşması DVB-H alıcılı cihazların da piyasada çoğalması ile doğru orantılı olacaktır. Aslında Türkiye pazarı özellikle yeni cep telefonlarının pazara giriş hızına baktığınızda, DVB-H uyumlu ürünlerinide çok hızlı bir şekilde kabullenecekmiş gibi gözüküyor. Zaten çıkacak servis ne kadar kaliteli olursa ve yeni bir ihtiyaç yaratırsa cihazların satışı da o seviyede yüksek olacaktır. Yurtdışı pazarlarda durum biraz daha farklı. Türkiye’den farklı olarak çoğu ülkede cep telefonları Mobil Operatörler tarafından kullanıcılara veriliyor veya kiralanıyor. Bu nedenle bu tip yeni teknolojilere geçiş çok daha hızlı oluyor.
Tabi Mobil TV yayınlarını sadece Cep Telefonu gibi düşünmemek lazım. Kore örneğinde de açıkça gözüküyor ki kullanıcılar her türlü mobil cihazdan bu yayınları izlemek istiyor. Şu anda Kore pazarında Mobil TV yayını alan cihazların %15’i Araç içi alıcılar, Kişisel Media Oynatıcılar ve PDA’lerden oluşuyor. Hatta bu sayının alıcı cihazlardaki çeşitliliklerin artmasıyla beraber önümüzdeki dönemde %30’un üstüne çıkması bekleniyor.
7) Dünyadaki mobil TV abone sayısı nedir?
2.5G ve 3G üzerindeki servislerin geçmiş 2 – 3 seneye dayandığı için özellikle İngiltere, Amerika ve Fransa gibi ülkelerde gayet yüksek rakamlara ulaşılmış gibi durmaktadır. Örneğin Kaliforniya kökenli MobiTV firmasının dünyanın dört bir yanında GSM operatörleri ile birlikte lanse ettiği servislerin abone sayısı yaklaşık 1.500.000 civarında. Yine İngiltere kökenli ROKTV sırf Çin pazarında 150.000 aboneye ulaşmış durumda. Şu anda farklı 2 – 3 firmanın Amerika pazarındaki toplam abone sayısı ise 2 Milyon civarında. Tüm dünya da ise 2005 sonu itibariyle toplam abone sayısı 6.4 Milyon kişi olarak tahmin ediliyor.
DVB-H pazarı ise şu anda sadece İtalya da müşteriye ulaştığı için burada rakamlar tüm dünyadaki abone rakamlarını da oluşturuyor. Yıl sonunda bu sayının 500.000 olması bekleniyor.
DMB ürününün şu anda en büyük pazarı olan Kore de abone sayısı toplam 1.9 Milyon kişiye ulaşmış durumda.
8) Mobil TV gelirleri nedir? 3. nesilin yaygınlaşmasıyla birlikte (abone sayısı ve gelirlerin) ne olması bekleniyor?
2.5G ve 3G üzerinde verilen TV servisinde en büyük gelir kalemi halen VOD (Seç ve İzle) ürünler. Genel olarak bu servislere ulaşmak için aboneler aylık sabit bir ücret ödemekteler, ancak VOD içeriklere ulaşmak için ürün başına bir fiyatlandırma yapılmakta ve büyük oranda gelirler bu içeriklerden elde edilmektedir. 3G altyapılarının gelişmesi ile birlikte bu servisler üzerinden yeni Interaktif servisler geliştirmek mümkün olabilmektedir. Buna paralel olarak da yeni gelir kalemleri ortaya çıkmaktadır. Örneğin izlediğiniz bir programdaki ürünü satın almak için ekrandan komut göndermek yeterli olacaktır.
DVB-H ve DMB servislerinde ise iki farklı model bulunmaktadır. Birincisi yine pay tv mantığı ile abonelik ücreti ödenerek kanalların izlenmesi, diğeri ise içeriklere ücretsiz erişilmesi ve gelirin reklam satışlarından sağlanması.
13 Haziran 2008 Cuma
9 Haziran 2008 Pazartesi
RTUK ve TBD ortak çalışması olan IPTV kitabı yayınlandı

Uzun zamandır çıkması beklenen “Bireysel Eksenli İnteraktif Yayıncılık: IPTV” isimli kitap piyasada. İçerisinde bu blog'da da okuyabildiğiniz "IPTV ve İçerik" yazımın da bulunduğu kitap içerisinde sektörden çok değerli insanların makalelerini okumak mümkün.
Kitap içerisindeki ana başlıklar:
-IPTV ve Düzenlemeler
-IPTV Mimarisi ve Servisleri
-IPTV Altyapı Gereklilikleri ve Türkiye’deki Altyapnın Durumu
-IPTV’de İçerik Paylaşımı
-IPTV’nin Telekom ve Yayıncılık Üzerine Etkileri
-Yayın, Araç ve İletişim
-Pazarlamacılar ve IPTV
-IPTV, Markalaşma ve Reklam
Bu kitap Türkiye’de önemli bir açığı dolduracaktır diye düşünüyorum.
28 Mayıs 2008 Çarşamba
2013 Yılında 1 Milyar'dan fazla kişi Online Video izliyor olacak...
ABI Research şirketinin araştırmasına göre video içeriklerine web'den erişen izleyici sayısı önümüzdeki dönemde katlanarak artacak ve 2013 yılında 1 Milyar kişiye kadar çıkacak.
Bunun yanında özellikle Bantgenişliği harcamalarını optimize etmek için içerik dağıtma yöntemleri de her geçen gün çeşitleniyor. En önemli ürünler yerel video saklama işlemleri yapan ve CDN adı verilen İçerik Dağıtım Ağları, kullanıcıların bantgenişliklerinden yararlanan P2P bağlantılar ve her iki yöntemi de kullanan Hybrid ağlar.
Tüm bu gelişmeler Ücretli TV hizmeti veren operatörleri tehdit etmekte. Operatörler ilk başlardaki gibi bu tip servislere kayıtsız kalmamaya başladılar çünkü müşterilerin eğilimlerinin Internet'e kaydığının farkına vardılar.
Önceki yıllarda Ücretli TV Operatörleri bu tip servislerle mücadele etmeye çalışıyorlardı ancak artık "Yenemiyorsan dahil ol" stratejisi ile bu dünyaya katılmaya karar verdiler. Internet video izleme oranlarının artmasına bu kararın da etkisi çok yüksek oldu. ABC, FOX gibi büyük şirketlerin bile artık önemli içeriklerini Internet üzerinden yayınlamaya başlaması geleceğin nerede olduğu hakkında bizlere de ciddi anlamda fikir vermekte.
Türkiye'de de durum çok farklı değil. Digiturk Internet TV alanında hem yurtdışında, hem de yurtiçinde webtv servislerini 2 sene önce lanse etti. Doğan Medya Holding, yine bu alanda geri kalmamak için ciddi ataklar yapıyor. Örneğin CNN TURK sitesinde haberlerin izlenmesi mümkün hale geldi, gazetelerin sitelerinde yine ciddi anlamda video içerikler çoğalmaya başladı. TTNET yine bu pazarda yer edinmek için önce TTNETMüzik servisini duyurdu, çok yakında da TTNETVideo için bir ürünün çıkması bekleniyor.
Görüleceği gibi hem dünyada, hem ülkemizde artık Internet TV karşısında ciddi bir alternatif olmaya başladı. Özellikle yeni kuşak bu alternatif ile birlikte büyüdüğü için önümüzdeki 10 sene içerisinde klasik TV yayıncılığı ciddi anlamda revizyona gidecek gibi gözüküyor.
Bunun yanında özellikle Bantgenişliği harcamalarını optimize etmek için içerik dağıtma yöntemleri de her geçen gün çeşitleniyor. En önemli ürünler yerel video saklama işlemleri yapan ve CDN adı verilen İçerik Dağıtım Ağları, kullanıcıların bantgenişliklerinden yararlanan P2P bağlantılar ve her iki yöntemi de kullanan Hybrid ağlar.
Tüm bu gelişmeler Ücretli TV hizmeti veren operatörleri tehdit etmekte. Operatörler ilk başlardaki gibi bu tip servislere kayıtsız kalmamaya başladılar çünkü müşterilerin eğilimlerinin Internet'e kaydığının farkına vardılar.
Önceki yıllarda Ücretli TV Operatörleri bu tip servislerle mücadele etmeye çalışıyorlardı ancak artık "Yenemiyorsan dahil ol" stratejisi ile bu dünyaya katılmaya karar verdiler. Internet video izleme oranlarının artmasına bu kararın da etkisi çok yüksek oldu. ABC, FOX gibi büyük şirketlerin bile artık önemli içeriklerini Internet üzerinden yayınlamaya başlaması geleceğin nerede olduğu hakkında bizlere de ciddi anlamda fikir vermekte.
Türkiye'de de durum çok farklı değil. Digiturk Internet TV alanında hem yurtdışında, hem de yurtiçinde webtv servislerini 2 sene önce lanse etti. Doğan Medya Holding, yine bu alanda geri kalmamak için ciddi ataklar yapıyor. Örneğin CNN TURK sitesinde haberlerin izlenmesi mümkün hale geldi, gazetelerin sitelerinde yine ciddi anlamda video içerikler çoğalmaya başladı. TTNET yine bu pazarda yer edinmek için önce TTNETMüzik servisini duyurdu, çok yakında da TTNETVideo için bir ürünün çıkması bekleniyor.
Görüleceği gibi hem dünyada, hem ülkemizde artık Internet TV karşısında ciddi bir alternatif olmaya başladı. Özellikle yeni kuşak bu alternatif ile birlikte büyüdüğü için önümüzdeki 10 sene içerisinde klasik TV yayıncılığı ciddi anlamda revizyona gidecek gibi gözüküyor.
26 Mayıs 2008 Pazartesi
OrangeUK Kablosuz Internet Radyosunun Lansmanını Yaptı

Orange, İngiltere Internet Radyo pazarına girmek için Liveradio isminde bir ürün piyasaya sürdü.
Liveradio, 4000 yerel, ulusal ve uluslararası radyo istasyonuna erişim sağlayan bir kablosuz Internet radyo cihazıdır.
Paralelinde www.liveradio.com isminde bir web sitesi de yayınlayan Orange bu site üzerinden aynı zamanda müzik içerikleri de satmayı planlıyor.
Mobil Pazarlamanın Geleceği
Mobil sektör, gelişecek yeni alanlar bulmaya çalışmak açısından Internet ile başa baş ilerliyor. Teknolojinin, Operatör altyapılarının ve Cep telefonlarının gelişmesiyle birlikte hem operatörler, hem de şirketler için yeni fırsatlar oluşmaya başladı.
Mobil pazarlama aslında son yıllarda çok konuşulan ve çeşitli örneklerle gerek yurtdışında, gerekse ülkemizde sık sık karşılastığımız bir pazarlama yöntemi olmaya başladı. Ancak çok yaratıcı ve yenilikçi Mobil Pazarlama servislerine çok seyrek rastlamamızın en önemli sebeplerinden biri GPRS ücretlerinin hala çok yüksek olması ve son kullanıcıların bu tip servisleri kullanmaktan yüksek fatura beklentisi yüzünden korkmaları.
Buna rağmen araştırma firmalarının tahminlerine göre Mobil Pazarlama alanında önümüzdeki dönemde ciddi bir beklenti olacak gibi gözüküyor.


Yukarıdaki tabloların gerçekleşmesi için önemli olan dört adet başarı faktörü bulumaktadır:
Regulasyonlar; mobil içerik dağıtımı ve mobil TV alanlarında yapılacak düzenlemeler ile yeni ve farklı pazarlama servislerinin önü açılabilecek.
Dijital Hak Yönetimi (DRM); içeriklerin kimler tarafından izleneceğini ve operatör ağı üzerinden dağıtımını kontrol etmeyi sağladığı için mobil pazarlamaya daha fazla içerik ve uygulamanın girmesini sağlayacak.
İzleme ve ölçümleme; Mobil pazarlama projelerinin başarıya ulaşacaksa, bu kampanyaların ölçümlenebilir olmasından kaynaklanacaktır.
Ücretlendirme; Yumurta ve tavuk stratejisi, müşteriler reklamları izlemek için para mı öder, yoksa dakika veya kontör kazanmak için reklam mı izler? Firmaların bunu doğru olarak cevaplaması gerekiyor.
Pazarlama sektörü son yıllarda yoğun arayışlar içine girmeye başladı. Özellikle klasik pazarlama yöntemlerinin yakalayamadığı ve pazarlama şirketlerinin doğrudan ulaşamadığı yeni bir nesil yavaş yavaş profesyonel hayata adım atmaya başladı. Mobil ve Online pazarlama aktivitelerinin bu kadar popüler hale gelmesinin en önemli sebeplerinden biri bu kitleye ulaşma ihtiyacıdır.
Cep telefonları bu ihtiyaç doğrultusunda günümüzdeki TV reklamcılığının alternatifi olmasa da tamamlayıcısı olmaya başladı. Peki neden cep telefonu? Bunun ilk akla gelen birkaç sebebi bulunmaktadır:
- Cep telefonu kişisel bir cihazdır ve sahibini ifade eder. Ulaştığınız kişi tekildir ve direk dokunursunuz.
- Yine aynı sebeple çok daha kolay profillenen bir kitleye ulaşırsınız ve bu kitleye uyguladığınız kampanyaların sonuçlarını çok daha hızlı ve detaylı gözlemleyebilirsiniz. AMF Ventures şirketinin Mayıs 2007 tarihli bir araştırmasına göre TV üzerinden yapılan kampanyalarda izleyicilerin sadece %1’inin kişisel bilgileri alınabilmektedir, Internet üzerinde ise bu rakam %10 dolaylarına çıkabilmektedir. Mobil kampanyalarda ise müşterilerin %90’nının bilgisi toplanabilmektedir.
- Her zaman yanınızdadır. Günümüzde artık Cep telefonu olmadan yan odaya bile gidilmez hale gelmiştir. 2005 yılında yapılan bir araştırmada insanların %60’nın cep telefonları başucunda uyudukları ortaya çıkmıştır, yine Nokia’nın 2006 yılında yaptığı bir araştırmaya göre cep telefonlarının %72’si Çalar saat olarak kullanılmaktadır.
- Always-On, yani her zaman bağlı. Cep telefonu taşıdığınızda artık dış dünyaya, Internet’e, haberlere ve diğer tüm enformasyona ulaşır durumdasınız.
- En önemli özelliklerinden biri entegre bir ödeme sisteminin olması. Internet’e göre Pazarlama firmalarının Cep telefonlarına daha sıcak bakmalarının en önemli sebeplerinden biri de budur. Müşterinin kredi kartı vs.. kullanmadan tek bir tıklamayla pazarlanan ürüne sahip olması mümkündür. Nasıl olsa ödeme operatör faturasından veya kontör üzerinden yapılacaktır. Hatta yeni yeni hayatımıza giren Mobil ödemeyle bu daha da kolay bir hale gelmiştir.
Mobil Pazarlama’nın yöntemleri:
Mobil Pazarlama ilk olarak SMS ve yazı tabanlı başladı. Firmalar ürünlerinin tanıtımlarını veya kampanyalarını SMS göndererek duyurmaya çalıştılar. Ancak bu yöntem bir süre sonra çok yoğun kullanılmaya başlandı ve kullanıcının tepkisinin ölçülmesi kısmında da bir fayda sağlamadı.
Halen bu yöntem yoğun olarak kullanılsa da asıl verimli kampanyalar kullanıcıların katılımlarının da sağlandığı, gelişmiş teknolojileri de içeren kurgularla hayata geçmeye başladı. Günümüzde gerçek müzik, video klipleri, mobil oyunlar, MMS gibi uygulamalar ile çok daha yaratıcı ve ilgi çekici servisler yaratmak mümkün hale gelmiştir.
Tüm bu teknolojilere ve gelişmelere bakınca Mobil Pazarlama değer zinciri için gerçekten pozitif bir gelecek beklentisi oluşmaya başlıyor. Bu değer zincirine kısaca bakacak olursak:
- Markalar; markalar sadece klasik tanıtım kampanyalarının yeterli olmadığını ve müşterinin sadakatini artıracak yeni yöntemler bulmak gerektiğini farkettiler. İşte bu noktada Mobil Pazarlama aradıkları çözümü markalara sundu. Karşılıklı iletişim kurarak ve ölçümleyerek, bunun yanında sadakati artırıcı hediyeler sunarak verimli kampanyalar yaratabilir duruma geldiler.
- Pazarlama Ajansları; pazarlama mecralarının değişmeye başlaması ve mobilin de bu mecraya hızlı bir şekilde girmesi üzerine Ogilvy, Saatchi gibi birçok ajans bünyelerinde mobil servisleri de içeren dijital birimler oluşturmaya başladılar. Cep telefonlarının gelişmesi, kameraların standart hale gelmesi, media playerlı cihazların yaygınlaşması ajansların daha yaratıcı servisler ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor.
- Mobil Pazarlama Servis Sağlayıcıları; tüm konsantrasyonları ve tecrübeleri mobil üzerine olan bu servis sağlayıcılar yeni pazarlama mecrasının önemli oyuncularından biri haline geldiler. Operatör, ajanslar ve marka arasındaki köprüyü oluşturma işi Mobil Pazarlama Servis Sağlayıcılarına düştü.
- Operatörler; Operatörler bir taşla birçok kuş vurmaya başladı. Data kullanımını artırdılar, kullanıcı profillerinden yeni gelir sağladılar, kredi kartlarına alternatif bir ödeme sistemi haline geldiler.
Son olarak ülkelere göre SMS Pazarlama gönderim adetlerini ve dönüş oranlarını paylaşmak istiyorum:

Görüldüğü gibi ABD en düşük erişim rakamına sahip ancak geri dönüşlerde en yüksek oranı yakalamış. İsmanya ise en yüksek erişime sahipken en düşük geri dönüşe ulaşmış. Bu tablo aslında tüm durumu özetlemekte. Mobil Pazarlama’nın başarıya ulaşması ve Marka’ların beklentilerinin karşılanması için en kritik nokta doğru kampanya için doğru profillemeyi yapıyor olmak.
Mobil pazarlama aslında son yıllarda çok konuşulan ve çeşitli örneklerle gerek yurtdışında, gerekse ülkemizde sık sık karşılastığımız bir pazarlama yöntemi olmaya başladı. Ancak çok yaratıcı ve yenilikçi Mobil Pazarlama servislerine çok seyrek rastlamamızın en önemli sebeplerinden biri GPRS ücretlerinin hala çok yüksek olması ve son kullanıcıların bu tip servisleri kullanmaktan yüksek fatura beklentisi yüzünden korkmaları.
Buna rağmen araştırma firmalarının tahminlerine göre Mobil Pazarlama alanında önümüzdeki dönemde ciddi bir beklenti olacak gibi gözüküyor.


Yukarıdaki tabloların gerçekleşmesi için önemli olan dört adet başarı faktörü bulumaktadır:
Regulasyonlar; mobil içerik dağıtımı ve mobil TV alanlarında yapılacak düzenlemeler ile yeni ve farklı pazarlama servislerinin önü açılabilecek.
Dijital Hak Yönetimi (DRM); içeriklerin kimler tarafından izleneceğini ve operatör ağı üzerinden dağıtımını kontrol etmeyi sağladığı için mobil pazarlamaya daha fazla içerik ve uygulamanın girmesini sağlayacak.
İzleme ve ölçümleme; Mobil pazarlama projelerinin başarıya ulaşacaksa, bu kampanyaların ölçümlenebilir olmasından kaynaklanacaktır.
Ücretlendirme; Yumurta ve tavuk stratejisi, müşteriler reklamları izlemek için para mı öder, yoksa dakika veya kontör kazanmak için reklam mı izler? Firmaların bunu doğru olarak cevaplaması gerekiyor.
Pazarlama sektörü son yıllarda yoğun arayışlar içine girmeye başladı. Özellikle klasik pazarlama yöntemlerinin yakalayamadığı ve pazarlama şirketlerinin doğrudan ulaşamadığı yeni bir nesil yavaş yavaş profesyonel hayata adım atmaya başladı. Mobil ve Online pazarlama aktivitelerinin bu kadar popüler hale gelmesinin en önemli sebeplerinden biri bu kitleye ulaşma ihtiyacıdır.
Cep telefonları bu ihtiyaç doğrultusunda günümüzdeki TV reklamcılığının alternatifi olmasa da tamamlayıcısı olmaya başladı. Peki neden cep telefonu? Bunun ilk akla gelen birkaç sebebi bulunmaktadır:
- Cep telefonu kişisel bir cihazdır ve sahibini ifade eder. Ulaştığınız kişi tekildir ve direk dokunursunuz.
- Yine aynı sebeple çok daha kolay profillenen bir kitleye ulaşırsınız ve bu kitleye uyguladığınız kampanyaların sonuçlarını çok daha hızlı ve detaylı gözlemleyebilirsiniz. AMF Ventures şirketinin Mayıs 2007 tarihli bir araştırmasına göre TV üzerinden yapılan kampanyalarda izleyicilerin sadece %1’inin kişisel bilgileri alınabilmektedir, Internet üzerinde ise bu rakam %10 dolaylarına çıkabilmektedir. Mobil kampanyalarda ise müşterilerin %90’nının bilgisi toplanabilmektedir.
- Her zaman yanınızdadır. Günümüzde artık Cep telefonu olmadan yan odaya bile gidilmez hale gelmiştir. 2005 yılında yapılan bir araştırmada insanların %60’nın cep telefonları başucunda uyudukları ortaya çıkmıştır, yine Nokia’nın 2006 yılında yaptığı bir araştırmaya göre cep telefonlarının %72’si Çalar saat olarak kullanılmaktadır.
- Always-On, yani her zaman bağlı. Cep telefonu taşıdığınızda artık dış dünyaya, Internet’e, haberlere ve diğer tüm enformasyona ulaşır durumdasınız.
- En önemli özelliklerinden biri entegre bir ödeme sisteminin olması. Internet’e göre Pazarlama firmalarının Cep telefonlarına daha sıcak bakmalarının en önemli sebeplerinden biri de budur. Müşterinin kredi kartı vs.. kullanmadan tek bir tıklamayla pazarlanan ürüne sahip olması mümkündür. Nasıl olsa ödeme operatör faturasından veya kontör üzerinden yapılacaktır. Hatta yeni yeni hayatımıza giren Mobil ödemeyle bu daha da kolay bir hale gelmiştir.
Mobil Pazarlama’nın yöntemleri:
Mobil Pazarlama ilk olarak SMS ve yazı tabanlı başladı. Firmalar ürünlerinin tanıtımlarını veya kampanyalarını SMS göndererek duyurmaya çalıştılar. Ancak bu yöntem bir süre sonra çok yoğun kullanılmaya başlandı ve kullanıcının tepkisinin ölçülmesi kısmında da bir fayda sağlamadı.
Halen bu yöntem yoğun olarak kullanılsa da asıl verimli kampanyalar kullanıcıların katılımlarının da sağlandığı, gelişmiş teknolojileri de içeren kurgularla hayata geçmeye başladı. Günümüzde gerçek müzik, video klipleri, mobil oyunlar, MMS gibi uygulamalar ile çok daha yaratıcı ve ilgi çekici servisler yaratmak mümkün hale gelmiştir.
Tüm bu teknolojilere ve gelişmelere bakınca Mobil Pazarlama değer zinciri için gerçekten pozitif bir gelecek beklentisi oluşmaya başlıyor. Bu değer zincirine kısaca bakacak olursak:
- Markalar; markalar sadece klasik tanıtım kampanyalarının yeterli olmadığını ve müşterinin sadakatini artıracak yeni yöntemler bulmak gerektiğini farkettiler. İşte bu noktada Mobil Pazarlama aradıkları çözümü markalara sundu. Karşılıklı iletişim kurarak ve ölçümleyerek, bunun yanında sadakati artırıcı hediyeler sunarak verimli kampanyalar yaratabilir duruma geldiler.
- Pazarlama Ajansları; pazarlama mecralarının değişmeye başlaması ve mobilin de bu mecraya hızlı bir şekilde girmesi üzerine Ogilvy, Saatchi gibi birçok ajans bünyelerinde mobil servisleri de içeren dijital birimler oluşturmaya başladılar. Cep telefonlarının gelişmesi, kameraların standart hale gelmesi, media playerlı cihazların yaygınlaşması ajansların daha yaratıcı servisler ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor.
- Mobil Pazarlama Servis Sağlayıcıları; tüm konsantrasyonları ve tecrübeleri mobil üzerine olan bu servis sağlayıcılar yeni pazarlama mecrasının önemli oyuncularından biri haline geldiler. Operatör, ajanslar ve marka arasındaki köprüyü oluşturma işi Mobil Pazarlama Servis Sağlayıcılarına düştü.
- Operatörler; Operatörler bir taşla birçok kuş vurmaya başladı. Data kullanımını artırdılar, kullanıcı profillerinden yeni gelir sağladılar, kredi kartlarına alternatif bir ödeme sistemi haline geldiler.
Son olarak ülkelere göre SMS Pazarlama gönderim adetlerini ve dönüş oranlarını paylaşmak istiyorum:

Görüldüğü gibi ABD en düşük erişim rakamına sahip ancak geri dönüşlerde en yüksek oranı yakalamış. İsmanya ise en yüksek erişime sahipken en düşük geri dönüşe ulaşmış. Bu tablo aslında tüm durumu özetlemekte. Mobil Pazarlama’nın başarıya ulaşması ve Marka’ların beklentilerinin karşılanması için en kritik nokta doğru kampanya için doğru profillemeyi yapıyor olmak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)